Normalist
''Sergü bir şeyler söyleyecek misin?'' tabi söyleyeyim; kendimi bilmiyorum ama seni gördükçe sanki kendimi tanıyorum, varlığının huzurunu hayatım boyunca tatmadım ama yine de sana söyleceklerimden sonra hayatımdan çıkmandan korkuyorum. Duygularıma hakim olamiyorum ama gözlerim seni görünce yerinden çıkacakmış gibi oluyor ama işte sen dönüp bana ''bir şeyler söyleyecek misin?'' diyorsun. Ne söyleyebilirim ki? insanın söyleyecek çok şeyi olduğunda ne der? ''yok hayır söylemeyeceğim'' birden elinden kahveyi bırakıp yanıma yaklaştı ''insanların dediklerini dinleyip benden uzaklaşıyorsun değil mi?'' yaklaşma daha fazla ''yine bana sormadan insanların verdiği cevaplara inanıyorsun.'' neye inanmalıyım? ''bir kere ya, bir kere gel ve bana sor belki herkesin dediğinden farklı bir cevap veririm.'' ya vermezsen? ya tüm ördüğüm duvarların altında ezilirsem? ''Sergü konuşsana, duvara mı konuşuyorum?'' yükselen sesi herkesin bize bakmasına neden oldu. ''Ahu sesini yükseltme'' sesi yükseldikçe içimde benimle büyüyen minik korkuyor. ''özür dilerim sesimin yüksekliğinden dolayı.'' karşımda oturduğu yere geri sindi.
''O kadar zamanlık arkadaşlığımız da bir şeylerin değişmesi senin suçun olmazdı, gelip bir şeyleri anlatsaydın belki ben de sana beklediğin cevapları verecektim.'' benim normalim buydu: kendi korkularını özgüven diye gösterip ardlarına saklanmak. ''bir şey söyle'' derin bir nefes, evet sergü halledersin. ''seni tanıdığımdan beridir bana diğer insanların davrandığından daha farklı davrandın. Yaralarımı gördün ve dokunmadın bile. Yaralarımdan vurmadın beni yere ama her insan ne kadar farklıyım derse o kadar normalist olur bende böyleyim işte. Seninle konuşurken içimde büyüyen özgüven dışarı çıkıyor ama sana dair olan dış etmenler bu özgüveni korkutuyor. '' derin bir nefes alma sırası onda, evet Ahu sinirlenmeyebilirsin. ''Dış etmenler seni niye korkutuyor?'' onlar canavar, onlar insanı yutar. En korkusuz insanı bile yutar. ''İçimde benimle büyüyen miniğin yanına geldiği halde ona iyi davranan sensin, konuştuğumda beni duyan sensin ama senin beni duymanı ve benim sürekli beni senin duymanı istemem insanları canavarlaştırıyor. Gerçek acıtan bir hakikat ama ben hakikatın bıçak olmasını istemiyorum. '' saçlarını topla Ahu, sinirlenince ensen yanıyor saçların da o ateşi harlıyor. ''bıçak olsa ben seni korumaz mıyım?'' başımı hayır anlamında hareket ettirince bir nefes verdi. Hayır Ahu, sinirlenmiyorsun.
'' Ne demek korumazsın?'' saçları güzeldi, gözleri özeldi. Gözlerinin irisleri yeni dünya kapılarını açan bir geçitti. ''Senin de yaraların var hatta korktuğun bir sürü gerçek. Ben sana şimdi söylemek istediğim her şeyi söylesem belki de bir daha benimle konuşmazsın.'' kaşların çatılmasın Ahu,yapma. ''sen niye konuşup konuşmamamızı bu kadar önemsiyorsun?'' işte ben akıl hastanesinden kaçtım karşıma ilk sen çıktın, bana bir tas çorba verdin bende işte o günden beridir senin kulun köpeğin oldum. ''dalga mı geçiyorsun Ahu?'' şaşırma işte, ciddiyetle soruyorum.
''Dalga geçmiyorum Sergü soruyorum, söyle'' derin bir nefes, her şey düzelecek. Düzelmese bile bir şekilde gidecek. ''Ademle Havva'nın aslında elma yemediğini, ilişkiye girmeleri yasak olduğu halde ilişkiye girdikleri için cennetten atıldılar desem inanır mısın bana?'' başını evet anlamında salladı '' inanmazsın Ahu, sen doğru bildiklerine inanırsın.'' derin bir nefes, sinir olma işte. ''niye benim dediklerimi duymayıp kendince cevaplıyorsun? bana soruyorsun ben cevaplıyorum ama benim dediğime inanmıyorsun.'' evet, niye öyle yapıyorum? ''iyi de sen insanların dediklerine inanarak doğrularını idame ettiren bir insansın.'' ciddi misin der gibi bakmaya başladı.
''Beni gerçekten öyle mi görüyorsun?'' başını evet anlamında salla Sergü ama kendi doğrularına inan, aptalsın. ''Senin kendine doğruların varsa benim de kendime göre doğrularım var, bir kere bana güvenip şu söyleyeceğin şeyi söylesen ölür müsün?'' söyle Sergü, sonrasını boşver. ''Senden hoşlanıyorum.'' durdu, Ahu değil dünya durdu. ''Anlamadım.'' kaç Sergü. ''Bir durur musun? gerçekten anlamadım. '' ne demek anlamadım? saçını mı çekeyim? ''saçını çekeyim mi? hiçbir hoşlandığım insana yapmamıştım. '' biraz güler gibi oldu ''ben sana onu mu diyorum? ne demek hoşlanıyorum?'' derin bir nefes Sergü. ''Bak canım, insanım ya hani. Benim de diğer insanlar gibi duygularım var ve önemsiyorum insanları işte seni diğerlerinden daha çok umursuyorum.'' şaşırma Ahu, ne var yani insanlar arkadaşım dediği insanları diğerlerinden daha çok önemseyemez mi? Gerçi bu önemseme şekli de çok yakın arkadaş önemseme şekli oluyor ama ben öyle görmüyorum.
''Sergü bak kafam almıyor artık, dün bana bir şeyler söyleceğini söyledin sonra yarım bıraktın şimdi gelmiş olayı daha da uzatıyorsun.'' evet, normal insanlar böyle yapmaz mı? ''normal insanların yaptığı gibi işte'' başını hayır anlamında ters yönlere doğru hareket ettirip ''hayır yapmazlar, sen sadece kendini aşırı normal görmeye ihtiyacın olduğu için diğer insanları öne sürüyorsun. çok normalistsin.'' ne demek normalist? ''normalist ne demek?'' derin bir nefes aldı Ahu, Ahu çok derin nefesler alıyordu. ''insanlar arasında o kadar çok ötekileştirilmişsin o kadar çok önyargı ile baş etmeye çalışmışsın ki bu da seni normal olmaya zorlamış. Bundan dolayı normalistsin.'' hayır değilim, evet öyleyim.
''Tamam belki öyle olabilirim.'' geldiğimizden beridir dokunmadığı kahvesini aldı, iç Ahu iç zaten seni aanca o toplar ben değil. ''Tamam şimdi doğru düzgün konuşur musun rica etsem?'' derin bir nefes Sergü, sende çok derin nefes alıyorsun. ''Seninle ilk tanıştığımız da gerçekten içimde oturmayan puzzle parçaları vardı, seninle konuştukça o puzzle parçaları birbir yerini almaya başladı. Başta bunu seni diğerlerinden ayrı bir yere koymamla ilişkilendirdim ama sonra zaten ayrı bir yere koyduğum için farklı gördüğümü anladım. Başta gerçekten seni sevmek için sevdiğimi düşündüm ama yani böyle düşününce de seni sevmekten kendimi alıkoyamaz oldum. Sonra bu sevgi içimde yeşermeye başladıkça kendimden kaçtım. Seninle bir arkadaşımız var hani şu gözleri sinirlenince kızaran.'' durdu, düşündü ''Mira mı?'' aynen Ahu, bir beni görme ama herkesin en ince ayrıntısını bil. ''evet o. seni de tanıdığı için başta onun fikrini almak istedim ama bana dönüp ''arkadaşsınız siz, böyle bir şeyi yapacak mısın gerçekten?'' diye sorunca kendimi kendi kabımda büzüşmüş olarak hissettim.'' az sinirlendin mi Ahu? niye? ''devam et.'' sinirlenme işte, sonra unutuyorum her şeyi.
''İşte o öyle cevap verince bende senin adına düşünmeye zorlandım. Ahu ne der bu duruma? Ahu ile konuşsam beni görmezden gelir mi? bunlar kafam da yankılandı durdu. '' bir kaş çatman eksikti Ahu '' sen bu yüzden mi buluşmamızdan beridir saçmalıyorsun?'' hayır saçmalamıyorum. Belki öyledir ama hayır ''saçmalamıyorum.'' gülme ahu, o kahveyi üstüne dökerim. ''tamam devam et lütfen'' son bir derin nefes al Ahu. ''İşte o yankılandıkça ben susması için insanlarla konuşmaya başladım. Hepsine senin nasıl tepkiler verebileceğini sordum ama hiçbiri seni tanımıyordu. Bana bu yüzden çok kızdılar'' gülme Ahu. ''bende kızdıkları için daha çok anlattım. Yaklaşık üç aydır dilimde sen yeşeriyorsun ama ben sana bunları anlatmaktan korktum.'' biraz kafan karıştı sanki Ahu? ne oldu geldiğimizden beridir kızıyordun bana? ''bak işte senin bu yüz şeklini görmemek için hiçbir şey demedim. ne yapacağını hatta bana şu an ne demen gerektiğini bilmiyorsun. İnsan bilmediklerinin arasında boğulduğu için düşünceler arasında ölür zaten. Sende öldün şu an'' derin bir oflama, aman geliyor bir yorum ''çok biliyorsun sen sergü, boş felsefe yapma'' saygısız. ''bakma bana öyle katil civciv gibi'' katil değilim ama birazdan olacağım sanırım.
"Tamam şimdi cümlelerini topla lütfen, hiçbir şey anlamıyorum artık." Hani son derin nefesti o? "Kızım anlamıyorsun biliyorum da gerçekten bu kadar zor olmamalı. Seni seviyorum, seni sana rağmen çok seviyorum ama sen öyle kıt kafalısın ki anlamadın bile. Hadi anlamamanı anlıyorum ama işte sen beni sevsen bile toplum kabul etmez diye konuşmazsın bile. Hatta sana verdiğim değeri boşverir tamamen benimle konuşmayı da kesersin." Eşyalarını topla Sergü, gitme vaktin geldi. "Çok tanıyorsun beni" gözleri ile aramda bir santim kaldı artık , "insan severken kendini unutur karşıdakini kendinden çok tanır." Bir ofladı, oflama Ahu. "Gereksiz edebiyat yine" evet kapı, açıl ve çıkayım artık bu gerici, boğucu kafeden. "Sergü, seni seviyorum" bir geriye dönüş, sanarsın Türk dizilerindeyim "geçer." Ve son.

Yorumlar
Yorum Gönder