''Bulantı sebebi: Romantik İlişkiler''

 





Çaydan bir yudum daha alıp etrafta bulunan kedileri izlerken karşıma oturdu ''Cevdet sana kaç kere diyeceğim, gerçekten babam rahatsızlandığı için gelemedim.'' Saçlarına özenmemişti ama sosyal medyasında paylaştığı fotoğrafta saçları baya özenliydi hatta babası rahatsızlanınca özenmemişti güya! ''Leyla, baban hep biz buluşmaya yakın rahatsızlanıyor. Ne zaman sana bir şeylere doğru atılacak adımlar adına teklif hazırlasam sen bunu bir şekilde öğreniyorsun - öğrendiğinin haberini alıyorum - ve nedense sen haberi alır almaz baban rahatsızlanıyor. '' Saçının bir teli gözlerinin önüne geldi, hızlıca atıp söze girişti: ''Ya cevdet sana yalan borcum mu var?'' omuzlarım kendiliğinden vermem gereken cevabı verdi... 

Garson gelip onun da siparişini alınca her zaman olduğu gibi çok fazla şey söylemeye başladı ''ben bir tane sufle istiyorum ama o yemekten sonra hemen gelsin. Bir tane bol yeşillikli salata istiyorum ama içinde yumurta olmasın. Salatanın yanında içi iyice çekilmiş smoothie istiyorum. Suflenin yanında da cappucino...'' o sıralamaya devam ettikçe garsonun elinde ki küçük defterin sayfaları azalıyordu... 

''Leyla ağır mı olsan? Fazla gelmez mi sana?'' garson'un yanında söylediğimden mütevellit sinirle gözleri parladı ''bu söylediğin ne kadar ayıp farkında mısın cevdet?'' garson gelecek olan kasırgayı anlayınca kaçtı. Çayı tekrar elime aldığımda ılıklığı bile keyfimi kaçırdı, benim söylediğim ayıptı ama onun yaptıkları değildi. ''Her seferinde aynı şeyi yapıyorsun cevdet. Ne zaman biri yanımızda olsa birden siparişlerime laf edesin geliyor. Beni beğenmiyor musun yoksa?'' görünüşünü değil, kalbinin yüzüne yansıyan karalığını beğenmiyorum. Her buluşma da bana babamı hatırlatan laflarını sevmiyorum, elini tutmaya kalktığımda normal insanların terleyen elleri gibi terlediğinden ettiğin lafları sevmiyorum. Seninle adım atmak için geri sayarken beni yok saymanı sevmiyorum. ''Ne alakası var Leyla?'' gözleri doldu, nedense her seferinde gözleri dolan o oluyordu. ''Bir yemeği bana çok görüyorsun, bak Sedef'in sevgilisi Mert'e, çocuk sedef ne derse alıyor, yapıyor. '' derin bir nefes, ''Leyla onlar sevgili biz seninle 6 aydır ne olduğumuz belli bile olmayan bir durumdayız. Arkadaşlarına beni ''arkadaş'' olarak tanıtıyorsun ama bir kız yanıma yaklaşsa hemen ''Sevgilisiyim'' diye araya giriyorsun.'' altı aydır ilk defa bu kadar dürüst olduğum için  gözlerinin şaşkınlığı etrafa yayıldı. 

''Kaç kere sana sana sevgili olmak için hazırladığım teklifi sunmak adına hazırlıklar yaptım nedense hepsinde babanın rahatsızlığı araya girdi. '' Salatası geldi. ''Bana dürüstçe konuş Leyla. Benimle sevgili olmak için mi konuşuyorsun yoksa param yüzünden mi?'' salataya başlamadan çatalı masaya koydu. ''cevdet sorun sende değil bende'' orasını cümle alem biliyor. ''Ben bağlanamıyorum'' arabanın anahtarı, cüzdan, gözlük, tesbih... ''Anladım, o zaman sana hayatında başarılar.'' sandalyeyi geriye itiş, ''cevdet ben seni paran için yanımda tutuyorum demedim'' kafa selamı ver cevdet. Adımlarken o nihai ses duyuldu ''cevdet hesabı kim ödeyecek?'' biliyordum. 

''Leylacığım siparişi veren sendin, aç olan da sensin, onları yiyecek olan da sensin. Normal insanlar yemeklerini paylaşırlar ama o sende yok yani sen ödüyorsun.'' birden yanıma geldi ''cevdet rezil olurum, yanımda cüzdanımı getirmedim.'' zafer gülüşünü sergile cevdet. ''Hadi canım!'' arkada bırak ve yürü oğlum. Çok para sevenden olmaz. 

8 Ay Sonra... 

Kafenin içerisinde gezinen tüyleri izlerken birden karşımda ki sandalye çekildi. Sarı saçlarını o kadar güzel yapmış, kendine o kadar özenmiş ki gözlerim ışıltıyla parlamıştı. Melis, tanıştığımıdan beridir maddi durumumun nasıl olduğunu bilmemiş ama el emeği yaptığım şeyleri çok sever olmuştu. Sekiz aydır ona her buluşmamızda bir el emeği hediye getirir olmuştum ama nedense bir kere bile bana bir küçük hediye bile vermemişti. Derdim parayla alınmış bir şey değildi derdim benim ona ayırdığım zamanı bir hediye ile bana ayırmamış olmasıydı. ''Cevdet, çok teşekkür ederim.'' internette gördüğüm bir videodan ona gül buketi hazırlamıştım. ''Rica ederim.'' narin narin sevdi yaptıklarımı. Fotoğrafını çekip hemen Twitter hesabına geçiş yaptı, haberi yoktu ama beni sırf yaptığım hediyeler aracılığıyla kullanıp insanları üzdüğünü bildiğimden haberi yoktu. 

''Eee nasılsın?'' bir yudum çay, çayın boğazdan o pürüssüz ama hisli geçişi. ''Şu aralar karışığım melis, sekiz aydır tanışıyoruz ama ne olduğumuz belli değil. Ne zaman bunu sorsam bana sürekli olarak '' ya cevdet açma şu konuları utanıyorum'' diyorsun. İnsanlara seni anlattığım zaman da ''ya biraz erken değil mi sence de ?'' deyip tüm moralimi alt üst ediyorsun. Sence nasıl olmalıyım melis?'' söylediğim her sözcüğü teker teker sindirir gibi gözleri açıldı. ''Gerçekten bunları söylemek için mi bekledin?'' başımı evet anlamında sallayınca ''bana önceki ilişkinden ayrılma nedenini açıkladığında seni haklı bulmuştum ama sanırım kız haklıymış. '' nasıl yani? ''ha yani ben bunları demeseydim bu zamana kadar haklı olan bendim ama dediğim için şu an haksız olan benim. Ne bu ben dönerin diğer tarafını mı çevirdim? ne oluyoruz? '' biraz sinirlendi. Sinirlenmek insanın en doğal duygularından biri, olabilir böyle şeyler. ''bu dediklerin çok ayıp''  ayıp kelimesi böylesi insanlarda tamamen bir parça büyük gibi duruyor. 

''Ayıp sözcüğü genel olarak insanların ahlaki değerlerinin bozulması ile alakalı kullanılan bir sözcük, seninle şu an bulunduğumuz durum için kullanılan bir sözcük olabilme ihtimali %5 falan'' gözleri kızardı. ''bana hiç öyle bakma melis, kaç zamandır bir kere bile beni sevdiğini hissetmedim. Bana senin sevdiğini hissettirmezsen emin ol ben bir şey yapamam. '' gözleri doldu, harika manipülasyon yaklaşıyor. ''yeni nesil erkeklerin prenses gibi davranmasının sende olmadığını düşünüyordum varmış ama'' bu sefer gülen taraf benim. ''sana senin hatalarını söyleyip iletişim içerisinde bir geri dönüt bekliyor olmam beni prenses yapıyorsa en harika prenses benim.'' bu sefer de masadan kalkan benim... 

İnsanların sevgiyi cinsiyet ve maddiyata bağlayıp ilerlediği bu çağda nedense herkesin bir nedeni veya bir olmazı var ayrılık için, bu çağa ne uygunum ne de bu çağda doğmuş gibiyim. 

2 ay Sonra... 

Çocukluk arkadaşım Melih'in telefon aramasını görünce bilgisayarda ki notlardan gözümü ayırdım ''efendim kardeşim''. Bir cıvıltı yükseldi, ''Kardeşim'' sesi neşeliydi ama benim yorgunluğum gün yüzüne çıktığı için keyfim yoktu. ''Yengene evlenme teklifi edeceğim ama önce seninle tanıştırmak istiyorum, eğer müsaitsen şu senin evin altında ki kafedeyiz. '' kabul etsen bir dert, etmesen bir dert. ''tamam kardeşim, siz biraz bekleyin ben geliyorum.'' telefonu kapatması bir oldu. 

Güzel bir gömlek, gömleğe uygun pantalon, bir ceket ve bir de spor ayakkabı... 

Kafenin içerisine girince Melih'in kızı kaçacakmış gibi sarmalayışını görmem bir oldu. Eril güçler dişisini diğer erillerden ayırıyordu, avlanma da bu hareket ''o benim'' demektir. Av iyiydi ama avcı daha iyi... 

O kadar haşır neşir konuşuyorlardı ki başta beni görmediler bile... Yanlarına gelince Melih yerinden kalkmaya tenezzül bile etmedi. ''Kardeşim hoş geldin.'' melis beni ayıplarken ben Melih'i ayıplıyordum. ''Hoş buldum'' midem bulanmaya başladı. ''Tanıştırayım çocukluk arkadaşım Cevdet.'' Kızıl, uzun ve perçemli saçlar, badem gözler ve Melih'in hoşuna gidenler... 

''Memnun oldum yenge hanım.'' güzel bir gülüş, gülüşünün güzelliği bile midemi bulandırdı. ''Bende Esra, memnun oldum.'' olmamıştı. Yüz şekli memnun oldum derken sanki bir limon yemiş gibi çekilmişti. ''Melih bizim evin yanında oturuyordu aşkım, biz 6 yaşına kadar tanışmadık. Bir ara mahalle maçında kavga ettik sonra nasıl oldu bilmiyorum ama çok yakın arkadaş olduk.'' çok yakın arkadaşlık: ilişkilerini anlatıyor, meze masası ayda bir kuruluyor ve sonra benim hayatımdan haberi olmuyor... ''Aynen yenge öyle oldu.'' kızıl saçların yüzünde sahte bir gülümseme ''ya ne güzel'' asla beğenmedi... 

''peki, siz nasıl tanıştınız?'' asla merak etmiyorum, anlatma. ''ya kardeşim, biliyorsun ben yatay geçişle farklı bir bölüme geçtim.'' okuduğu üçüncü bölüm. ''işte toplulukların başkanları tek tek toplulukları tanıtırken birden yengenle göz göze geldik. İlk görüşte aşık oldum, yengen beni peşinden koşturdu ama değdi.'' klasik aşk hikayesi onların özeli olmuştu ama bu bile klişeydi. ''Senin bir sevgilin veya sevdiğin var mı Cevdet?'' daha yeni tanışıyoruz ne bu samimiyet? Bu kızların ilk görüş samimiyetleri ne kadar itici... '' Kızlar beni genelde beğenmez.'' bir kuşku uyandı gözlerinde ''niye gay misin?'' klişe aşk hikayesi, klişe insan tiplemesi, mide bulandırıcı... ''Birilerinin beni beğenmeme sebebi yönelimle mi alakalı olmalı?'' birden kuşku gitti, yerini bilmiş bir tavır aldı. ''Yani kızlar genelde onlara ilgi gösteren erkek ister.'' kızlar insan, erkekler robot mu oluyordu bu durumda? ''peki lezbiyen ilişkilerinde nasıl sence?'' şaşkınlık aldı bilmişliğin yerini ''yani erkek gibi olan ilgi verir diğeri de alır'' ''erkek gibi olan: saçlar küt kesim, erkekten bozma'' demek oluyordu sanırım. ''lezbiyenler de öyle peki gayler de?'' durdu, düşündü ''sanırım onlarda da kız gibi olan alır ilgiyi  diğeri verir.'' klişe görünüm, klişe fikirler. 

''Tamam yeter artık, nerelere gittiniz öyle?'' bu masadan da kalkan ben olacaktım çünkü bu sefer midem daha çok bulanıyordu. ''Melih seni severim ederim ama sevmeyi seçtiğin insanın ileri de çocuklarının annesi olmasını istiyorsan daha özgün fikirleri olanı sevmeni öneririm.'' kızıl saçların, kızıl gözleri olmaya başladı... ''Sen ne demek istiyorsun bana?'' hala samimi, irite edici ''senli benli konuşacak konumda değiliz ama sen geldiğimizden beridir yapıyorsun. Melih'e saygımdan sustum ama yeterli.'' Melih'in kaşları çatıldı ama benim kalkınca başım döndü. Sonrası yok. 

Gözlerimi açınca beyaz ışık gördüğüm için ilk mutlu oldum ama meğersem hastanenin beyaz ışığıymış. ''Kardeşim uyandın mı?'' keşke uyanmasaydım. Biraz oturup neler olduğunu öğrenmeye başlayınca doktor geldi. ''Nasılsınız Cevdet Bey?'' bilmiyorum der gibi beden diliyle konuşunca elini önlüğünün ceplerine koydu. ''bayılmadan önce hatırladığınız şey ne ?'' mide bulantısı... ''midem bulanıyordu en son'' anladım der gibi başını salladı ''mide bulantınızın sebebinden önce ne yaşadınız?'' kızıl saçların öfkesi. ''arkadaşımın sevgilisi ile tartışıyordum.'' güldü. ''sanırım öncesinde de bir şeyler olmuş, mide bulantınızın sebebi: romantik ilişkiler cevdet bey.'' anladım. 





Yorumlar

Popüler Yayınlar