Senfonisiz Senfoni
Bir Yunan mitinde insanlar
yaratılırken çift yaratıldığına dair söylence bulunur, bu söylenceye göre
insanlar onların eşleri olan ve ruhlarının renklerine en yakın renkleri
barındıran kişilerle eş olarak yaratılmıştır. Bunun en somut örneği de herkesin
âşık olduğu veya yakın arkadaşı bulunmasıdır. Bunlardan nasıl edinilir bu
zamana kadar öğrenememiştim ki hala öğrenemedim…
Köyümüzün en bilinmedik çocuğu
olarak anılırım, annem bile doğduğumda bile kendi annem tarafından sevilmemişim
ve beni bırakmış bu yüzden de tüm köy bana aile olmuş daha doğrusu aile olmaya
çalışmış çünkü herkesin kendine göre bir aile hayatı ve kendine göre dertleri
vardı ben bunlara nasıl kendimi dahil etmeye çalışabilirim ki? Dahil etmeye
çalışsam bir şekilde olmaz zaten kendileri istemedikleri için bir şekilde kabul
etmeyeceklerdi bunu biliyordum bu yüzden zorlamıyordum ama bir şekilde bunun
eksikliğini doruklarıma kadar hissedebiliyordum. Yine günlerden bir gün bir şey
oldu beni biri gelip evden kovdu, evim bile yoktu ki benim? Nereye giderdim bu
soğukta? Kim alırdı beni yanına sanırım kimse almazdı?
Bunlardım işte, bazen sokağın bir
köşesine atılmış ekmek parçalarına kanaat ederdim bazense hiçbirine etmezdim
ama yine de bir şekilde yaşardım. Buraya kadar nasıl geldim bilmiyorum…
Bir gün bana köylünün verdiği
kulübeden çıkarken ayağım küçük bir taşa takıldı, taş kendinden küçüktü bunu
biliyorum ama nedense canımı yaktı ‘’iyi misin?’’ hayatımda hiç duymadığım bu
yabancı ses sanki canıma koca bir gülle değdirmiş gibi hissettirdi. ‘’bilmiyorum’’
yanıma gelmesiyle tamamen neyin ne olduğunu anlamaya çalışıyordum. Önümde iki
olay vardı: biri bu insan gerçekti ve bana nasıl olduğumu soruyordu diğeri ise
bu insan benim yalnızlıktan kurmaca bir dünya da oluşturduğum bir insan türüydü
ve ben bir halüsinasyon görüyordum bunu biliyordum. ‘’ne demek bilmiyorum,
insan iyi olup olmadığını bilmez mi?’’ ben bilmiyorum bu zamana kadar kimse
gelmediği için hayatıma ve böyle bir soruyu ilk defa duyduğum için daha
gerçeklik algımı bile tam toparlayamamış halimle bunu tahmin edemiyordum. Tamamen nasıl yaşanılır ve nasıl hayat devam
ettirilir bilmiyordum gerçekten bilmiyordum ve bana doğru ilk defa bir soru
sorulmuştu. İnsanlar kendilerine dair soruları nasıl cevaplar?
‘’artık bu soruma da cevap
vermeni bekliyorum ama vermiyorsun’’ beyaz saçları bile bu dünyadan olmadığının
kanıtıydı, tamamen uzun ve beyaz saçları buna ek olarak genç yüzüyle gerçek
olmadığını hissettiriyordu. Giydiği uzun ve soluk yeşil kabanıyla hala karşımda
bana cevap bekler bir yüzle bakıyordu ama benim hala verecek bir cevabım yoktu.
‘’anlaşıldı’’ yanıma adımlarken aramızda yeşermiş olan çimler tamamen
eziliyordu fakat yine de umursamıyordu. ‘’ayağına bakabilir miyim?’’ benden
izin almadan eğildi ve ayağımı vurduğum kısma odaklandı. ‘’ayağının kenarı
hafif çizilmiş sanırım, burası ayak bileği de olabilir bilmiyorum ama hafif kan
var taşa sert bir şekilde vurduğun için etkisi anca böyle çıkmış. ‘’ vurduğum
taşa tekrar döndüğümde bu taşın iki ayağımın toplamından daha da büyük olduğunu
görmem şaşırttı. Bu vurduğum taş bu kadar büyük müydü ki? Ben onun odaklandığı
kısımlardan ayrı daha farklı kısımlara odaklanınca benden izin almadan beni
kulübenin yakınlarındaki büyük, insanı taşıyabilecek bir taşın üzerine oturttu.
Bir insanın bir insanla ilgilenmesi sanırım böyle oluyordu ama ben daha ne
olduğunu öğrenemeden her hareketi ile daha da yeni eylemler ekliyordu
dağarcığıma …
‘’Hiç arkadaşın yok mu?’’ başımı
hayır anlamında sallayınca gülümsedi, ‘’arkadaş olmak ister misin?’’ bilmiyorum
diye omuz silkecektim ki birden güldü ‘’itiraz kabul etmiyorum.’’ Ve sonra ne
oldu bilmiyorum ama bir şekilde onun sıradan hayatına dahil oldum.
Benimle her gün ilgileniyor ve
bir şekilde onunla nasıl ilgilenmem gerektiğini gösteriyor, bana iyi bir
şekilde nasıl arkadaş olunur öğretiyordu. Sanırım sonuna kadar öğretebilirse
tamamen bu işin ustası olabilirdim. Neden bilmem bir zaman sonra durduk yere
hayatımdan çıktı. Ben tamamen her şeyi öğrenmeden hayatımdan çıktı ve ben yine
sevginin ne olduğunu, nasıl arkadaş olduğunu öğrenememiştim.
Bir zaman sonra yani hayatıma
giren sonrasında çıkan o beyaz saçlı Sofia sonrasında biri daha geldi hayatıma
ve geldiği gündeydim şu an, karşımda simsiyah kısa küt saçları ile
gülümsüyordu. ‘’yapamadın mı?’’ başımı hayır anlamında sallayınca gülerek yanıma
geldi, insanlar tanımadıkları insanlara bile bu kadar gülümser miydi? Elimdeki
seramiği yere bıraktım, kırık yanını onarmam için para teklif etmişlerdi bu
yüzden de kabul etmiştim ama yapamıyordum. ‘’şimdi seramik inat sevmez, hırs da
sevmez ama sen olsun diye kendini bile feda ediyorsun bu yüzden bu seramiği
mahvediyor. Böyle yapmamalısın, bazı şeyleri kontrol edemezsin onların seni
etmesine izin vermelisin. ‘’ ben bir şeyleri kontrol edebilir miydim? Bunu
gerçekten yapıyor muydum? Gerçekten farkında bile değildim ama o böyle
söylüyorsa olmasının muhtemel olması çok büyük ihtimaldi. ‘’ farkında değilim
böyle yaptığımın, farkında olsam yapmam’’ güldü, sanırım bana her zaman
gülecekti. ‘’ kimseden öğrenmediğin halde mi yapmaya çalıştın bunu? ‘’ başımı
evet anlamında sallayınca gülümsemesi büyüdü ‘’yine de iyi yapmışsın’’ onunla
böyle konuştuktan sonra benimle işe girmese de bir şekilde yaptığım her şeyi
kopyalayarak bana ayak uydurdu ama bunun sonucunda bir para bile almadı benden.
Benimle tam tamına 4 ay süresince çalıştı. Alabildiğince seramik kilden eşyalar
yaptı ve alabildiğince beni güldürdü, bende onu güldürdüm. Sanırım yeni
arkadaşım oydu.
4 ay süresi olarak düşünürseniz
kısa ama eğer düşünmezseniz uzun oluyormuş ben bunu sonradan fark ettim. Onunla
yan yanayken bunu süresince düşündüğüm için onunla olan arkadaşlığım da
bitmişti. Nasıl bittiğini yeniden anlamıştım ama sanırım ben sevilmeyi ve
sevmeyi bilmezken onun bilmesi işleri kötüleştirmişti ve doğal olarak kendini
kapatmıştı. O da haklıydı. Sevmeyi bilmeyen, sevilmeye layık olmayan birini
nasıl sevebilirdin ki? Hele bir de o sana izin vermiyorsa nasıl yapabilirdin?
Sonrasında ne mi oldu?
Sonrasında beni yanına
yakıştırmayan ve sevilmeye layık olmadığımı düşündüren herkesten ben
uzaklaştım. Zaten ailem dediğim hiç kimse yokken onların yerine de birini
koyamazdım. Bu yüzden sonrasında insanların bana gelmesi için uğraşmayı
bıraktım. Sonra da zaten kimse benim için uğraşmadı. Buna şaşırdığımı
söyleyemem. Kimse karanlık bir yolda güvenli olacağını bilse de ışıksız yürümek
istemez onlar da istemiyordu bense o karanlık yolun sonunda tek başıma oturmuş
birinin gelmesini bekliyordum.



Yorumlar
Yorum Gönder